Çok Konuşulan İki Yeni Mekan

  • tarafından Yanki Sungar
  • 03 Eyl, 2015
Bu hafta yeme-içme ve eğlence dünyası iki yeni mekanı konuştu: Biri Alaçatı’nın fine dining restoranı Alancha’nın İstanbul’da açılan şubesi, diğeri La Boom’un Next Door’u

Yemek değil, deneyim: Alancha

2013 yazında Alaçatı’da Alancha ilk açıldığında şaşkınlık yaratmıştı, izole konumu ve tabii dünyanın en iyi restoranı Noma’yla kıyaslanan ortamı, yemekleriyle... Kapıdaki karşılamadan mutfağı gezdirmeye uzanan hoşlukları hatta tadım mönüleri nedeniyle “Yerli Noma” diyenler bile çıkmıştı Alancha’ya. Severiz benzetmeyi, yurt dışından örneklerle karşılaştırmayı. Oysa Noma’ya göre çok daha kolay yenebilir yemekleri var Alancha’nın. Canlı karidesler ya da çekirgeler yok menüde, Noma’da olduğu gibi.

Alancha ilk açıldığında, “İstanbul’da olmalıydı” demiştik. Oysa Alaçatı’da Barbun’unda sahibi olan Alancha’nın kurucusu ve şefi Kemal Demirasal, yerel malzemenin öneminden bahsetmiş ve Alaçatı’da olmaktan mutlu olduğunu anlatmıştı defalarca. Aradan sadece 1.5 yıl geçti ve Alancha İstanbul bu hafta açıldı.

Maçka’da Armani Residences’ta. Dekor etkileyici ama doğrusu ne o dekoru
ne de o binaları böyle daracık sokaklardan girip de karşınızda bulmayı bekliyorsunuz. Alancha, Alaçatı’dakinden de daha zor bir yerde İstanbul’da. Evet, zaten her gün gidilecek bir restoran değil, hem zengin tadım menüsüyle hem bu menünün hak ettiği yüksek fiyatlarıyla. Başlı başına bir deneyim sunuyor gastronomi meraklılarına. Öyle geçerken uğrayalım diyeceğiniz bir restoran değil. Doğrusu, böyle bir konumda olması, gözden ırak gönülden ırak olmasına neden olabilir İstanbul’da. Çünkü İstanbul Alaçatı gibi değil, her gün yeni bir seçenek ekleniyor yeme-içme hayatına.

Sunum da etkileyici

Tadım menüleri malzemeye göre haftalık değişiyor. Yemekleri şarap ve özel meyve sularıyla eşleştirmişler. Zaten burada gazlı ve şekerli içecekler yok, yemeklerin lezzetiyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle.

Sadece akşamları sunulan tadım menüsü Anadolu mutfağının savaşlar ve göçlerle nasıl şekillendiğini yansıtıyor diyorlar. Öğle ve akşamları olan Beets menüsünde ise doğal ve mevsimlik malzemeler ön planda. Pazar günleri için kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeğini birleştirip bir “linner” menü hazırlamışlar, 10.30-18.00 saatlerinde.

Yemekler de sunum da etkileyici. Denemekte fayda var. Ama Alancha’nın İstanbul’da uzun soluklu olabilmesi için sadece yemeklerinin başarısı yeterli değil. Uluslararası, iyi bir tanıtıma ihtiyacı var yabancı turistleri de çekebilmesi için. Yoksa sadece çok kısıtlı bir kitlenin birer kez gitmesiyle ayakta kalması zor.

Gizli Kalsın’a yeni kapı komşusu: Next Door

La Boom, Emirgan’da ilk açıldığında hedef kitlesi belliydi, civarda oturanlar ve gençler. Özellikle hafta sonu parti havasında geçen brunch’ları iddialıydı.

Kimsenin geceyarıları Emirgan’a eğlenmeye gideceği beklenmiyordu aslında. Daha sonra hemen yanında açılan Pizza Emirgan, diğer adıyla Gizli Kalsın’la birlikte kendimizi hiç ummadığımız isimlerle, özellikle de dizi oyuncularıyla gecenin ilerleyen saatlerinde Emirgan’da bulduk

Popüler olan her mekan gibi Gizli Kalsın’a da daha sonra gitmeyen kalmadı ve bazen o alıştığınız ortama hiç de uygun olmayan kişilerle karşılaştığınız bir yer haline geldi.

Büyümek riskli

Şimdi La Boom daha da büyüyor; Next Door’la. Artık Uzakdoğu mutfağı sevenlerin ve Türkçe müzikten hoşlanmayanların da bir bölümü oldu. Suşide iddialılar. Monica’da makarna, Next Door’da suşi, Pizza Emirgan’da pizza derken yok yok artık La Boom’da. Bir de Paris’ten gelen bir şefin eli değmiş mutfağa. Bundan sonraki hedefin butik otel olduğu söylentileri var.

Büyümeler her zaman riskli. Ticari olarak ne kadar mantıklı olsa da bir mekanın büyürken aynı ruhu koruması kolay değil. Çoğu zaman mümkün olmuyor bu. Umarım,
La Boom’cular bu durumun üstesinden gelir.

Pek yakında

Londra’dan İstanbul’a iki transfer var. Biri Tepebaşı’nda eski Amerikan Konsolosluğu binasında yer alan Soho House. Üyelik sistemiyle çalışan bir kulüp ama aynı zamanda özel davetlere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca hemen girişinde Londra’dan ve sonrasında Los Angeles’tan bildiğimiz Cecconi’s adlı popüler İtalyan restoranı da olacak. Kulübün açılış tarihi 9 Mart.
Diğer transfer ise Hüseyin Özer’in Sofra’sı. Karaköy’de, Maya’nın yanında yeni bir yer açıyor Özer. Sofra’dan daha genç olacak. Açılış nisanda.
tarafından Yanki Sungar 03 Eyl, 2015
Bu hafta yeme-içme ve eğlence dünyası iki yeni mekanı konuştu: Biri Alaçatı’nın fine dining restoranı Alancha’nın İstanbul’da açılan şubesi, diğeri La Boom’un Next Door’u

Yemek değil, deneyim: Alancha

2013 yazında Alaçatı’da Alancha ilk açıldığında şaşkınlık yaratmıştı, izole konumu ve tabii dünyanın en iyi restoranı Noma’yla kıyaslanan ortamı, yemekleriyle... Kapıdaki karşılamadan mutfağı gezdirmeye uzanan hoşlukları hatta tadım mönüleri nedeniyle “Yerli Noma” diyenler bile çıkmıştı Alancha’ya. Severiz benzetmeyi, yurt dışından örneklerle karşılaştırmayı. Oysa Noma’ya göre çok daha kolay yenebilir yemekleri var Alancha’nın. Canlı karidesler ya da çekirgeler yok menüde, Noma’da olduğu gibi.

Alancha ilk açıldığında, “İstanbul’da olmalıydı” demiştik. Oysa Alaçatı’da Barbun’unda sahibi olan Alancha’nın kurucusu ve şefi Kemal Demirasal, yerel malzemenin öneminden bahsetmiş ve Alaçatı’da olmaktan mutlu olduğunu anlatmıştı defalarca. Aradan sadece 1.5 yıl geçti ve Alancha İstanbul bu hafta açıldı.

Maçka’da Armani Residences’ta. Dekor etkileyici ama doğrusu ne o dekoru
ne de o binaları böyle daracık sokaklardan girip de karşınızda bulmayı bekliyorsunuz. Alancha, Alaçatı’dakinden de daha zor bir yerde İstanbul’da. Evet, zaten her gün gidilecek bir restoran değil, hem zengin tadım menüsüyle hem bu menünün hak ettiği yüksek fiyatlarıyla. Başlı başına bir deneyim sunuyor gastronomi meraklılarına. Öyle geçerken uğrayalım diyeceğiniz bir restoran değil. Doğrusu, böyle bir konumda olması, gözden ırak gönülden ırak olmasına neden olabilir İstanbul’da. Çünkü İstanbul Alaçatı gibi değil, her gün yeni bir seçenek ekleniyor yeme-içme hayatına.

Sunum da etkileyici

Tadım menüleri malzemeye göre haftalık değişiyor. Yemekleri şarap ve özel meyve sularıyla eşleştirmişler. Zaten burada gazlı ve şekerli içecekler yok, yemeklerin lezzetiyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle.

Sadece akşamları sunulan tadım menüsü Anadolu mutfağının savaşlar ve göçlerle nasıl şekillendiğini yansıtıyor diyorlar. Öğle ve akşamları olan Beets menüsünde ise doğal ve mevsimlik malzemeler ön planda. Pazar günleri için kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeğini birleştirip bir “linner” menü hazırlamışlar, 10.30-18.00 saatlerinde.

Yemekler de sunum da etkileyici. Denemekte fayda var. Ama Alancha’nın İstanbul’da uzun soluklu olabilmesi için sadece yemeklerinin başarısı yeterli değil. Uluslararası, iyi bir tanıtıma ihtiyacı var yabancı turistleri de çekebilmesi için. Yoksa sadece çok kısıtlı bir kitlenin birer kez gitmesiyle ayakta kalması zor.

Gizli Kalsın’a yeni kapı komşusu: Next Door

La Boom, Emirgan’da ilk açıldığında hedef kitlesi belliydi, civarda oturanlar ve gençler. Özellikle hafta sonu parti havasında geçen brunch’ları iddialıydı.

Kimsenin geceyarıları Emirgan’a eğlenmeye gideceği beklenmiyordu aslında. Daha sonra hemen yanında açılan Pizza Emirgan, diğer adıyla Gizli Kalsın’la birlikte kendimizi hiç ummadığımız isimlerle, özellikle de dizi oyuncularıyla gecenin ilerleyen saatlerinde Emirgan’da bulduk

Popüler olan her mekan gibi Gizli Kalsın’a da daha sonra gitmeyen kalmadı ve bazen o alıştığınız ortama hiç de uygun olmayan kişilerle karşılaştığınız bir yer haline geldi.

Büyümek riskli

Şimdi La Boom daha da büyüyor; Next Door’la. Artık Uzakdoğu mutfağı sevenlerin ve Türkçe müzikten hoşlanmayanların da bir bölümü oldu. Suşide iddialılar. Monica’da makarna, Next Door’da suşi, Pizza Emirgan’da pizza derken yok yok artık La Boom’da. Bir de Paris’ten gelen bir şefin eli değmiş mutfağa. Bundan sonraki hedefin butik otel olduğu söylentileri var.

Büyümeler her zaman riskli. Ticari olarak ne kadar mantıklı olsa da bir mekanın büyürken aynı ruhu koruması kolay değil. Çoğu zaman mümkün olmuyor bu. Umarım,
La Boom’cular bu durumun üstesinden gelir.

Pek yakında

Londra’dan İstanbul’a iki transfer var. Biri Tepebaşı’nda eski Amerikan Konsolosluğu binasında yer alan Soho House. Üyelik sistemiyle çalışan bir kulüp ama aynı zamanda özel davetlere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca hemen girişinde Londra’dan ve sonrasında Los Angeles’tan bildiğimiz Cecconi’s adlı popüler İtalyan restoranı da olacak. Kulübün açılış tarihi 9 Mart.
Diğer transfer ise Hüseyin Özer’in Sofra’sı. Karaköy’de, Maya’nın yanında yeni bir yer açıyor Özer. Sofra’dan daha genç olacak. Açılış nisanda.
Share by: